8 Eylül 2011 Perşembe

Türkiye'nin yeni Politikası İsrail'e dair..


İranlı bir dost, "artık ihtiyacı olan tek şey bir savaş" demişti, Recep Tayyip Erdoğan için ve devam etti: "her şey o kadar benzer ki İran'la".
Adım adım dayatılan muhafazakar/islamcı hayat biçimi. Özgürlüğün sadece islami bir hayat yaşamak isteyenler için söz konusu olması. Dini bayramların/ramazan'ın bir bayram değil, bir zulüm ve işkence haline dönüşmesi devlet-polis-paramiliter güçler eliyle. alkolün ahlaksız, ayıp ve pahallı bir ürün haline dönüşmesi. Kara poşetlerle pazarlanıp, gizli gizli içilmesi. İçenin ayıplanması.
Ordunun tüm komuta kademesinin ve tüm devlet bürokrasinin tek hamlede ortadan kaldırılması.
Ve nihayetinde -halkın bilinçaltına sindirilmiş bir düşman ile (İran için Irak, Türkiye için siyonist İsrail) çıkacak bir savaş
ve Milliyetçiliğin rüzgarı
ve olağanüstü koşulların iktidara verdiği diktatöryal özgürlük ortamı.

programlı ve zorlama adımlarla atılmış, davos tavrı
devlet desteğiyle organize edilmiş, mavi marmara faciası
ve nihayetinde, gazze'ye, donanma eşliğinde gönderilecek mavi marmara'lar.

o kadar ulusal bir düşman olarak dayatılıyor ki İsrail,
tüm hükümet, ana muhalefeti İsrailci olmakla suçluyor.

nazilerin veya soğukşavaş yıllarında, Amerikalıların düşmanlarını komünist olmakla suçlamaları gibi.
Türkçü faşistlerin, Apoyu ermeni olmakla suçlamaları gibi.

artık ihtiyacı olan tek şey bir savaş.
düşman hazır,
halk hazır.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25248628/

18 Ağustos 2011 Perşembe

O Gün Bu Gündür!!

Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi
Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!


Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927


_______________________________________________________

hadi bunu günümüze uyarlıyalım:

Ey Türk gençliği --- biz oluyoruz.

Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. --- Burası zaten gayet açık. Türkiye her zaman Türkiye Cumhuriyeti olarak kalacaktır.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir --- Şu anda hayattaysan, hayatta olmanın ve gelecekte de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yaşayabileceksen bunun tek koşulu Türkiye Cumhuriyetini korumandır.

İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır --- Gelecekte yani 2011 oluyor, senin bu güzel ülkeni elinden almak isteyenler olacaktır. Parça parça satıp parasını da çatır çutur yiyeceklerdir. Bu kişiler hem içinizden birileridir hem de tüm dünyaya zulmetmiş kişilerdir. Kim olduklarını belirtmeme gerek var mı, bence anladınız.

İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen,vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin --- Eğer bağımsızlığını ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalırsan, vatan hainlerinden hesap sormak için ne koşulda olduğunu bunun ne denli kolay olduğunu veya yaptırımlarının ne olduğunu düşünmeyeceksin.

Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir --- Bu koşullar uygun olmayan durumda karşına çıkabilir. Yani Türk silahlı kuvvetlerinin komutanları istifa etmiş olabilirler. Ama sen hala ölmedin.
İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler --- Onlar yıllardır iktidarda da olabilirler. 9 yıldır vatandaşın anasını ağlatıyor da olabilirler.

Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir --- Yalan dolanla, sahte oy pusulalarıyla, yanan oylarla, fazladan seçmenle güzel Türkiyemin bütün idari kurumları yandaşla doldurulmuş olabilir. Emniyete, Türk Silahlı Kuvvetlerine HSKY'ya Anayasa mahkemesine yerleştirilmiş olabilirler,Türk Silahlı Kuvvetlerinin komutanları istifa da etmiş olabilir, etmeyenler cezaevinde de tutulabilir. Memleketin her belediyesi turuncuya maviye beyaza boyanmış da olabilir.

Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler --- Bunların içinde en önemlisi Türkiye Büyük Millet Meclisindeki vekiller vekil olduklarını unutup kendilerini tüccar bile zannedebilirler.

Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler --- Hatta bu meclistekiler kendi cüzdanlarını ülkeyi karıştırmak isteyenlere istediklerini peşkeş çekerek doldurabilirler. El vapura binemezken onlar gemicik alırlar, bizde akbil bitmişken onlar ülke için yat alırlar.

Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. --- Vatandaşım, güzel insanım aç kalmış, işsiz kalmış, ışıksız kalmış en kötüsü sahipsiz kalmış olabilir.

Ey Türk İstikbalinin evlâdı --- Ey aydın gençler!

İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır --- Bu saydıklarımın hepsi varsa hayatında, yapman gereken artık ülkeyi kurtarmaktır.

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! --- Eğer bir güç istiyorsan seni harekete geçirecek o güç senin geçmişinde zaten vardır.


Unutma ki;Tarih Tekerrürden İbarettir..

17 Ağustos 2011 Çarşamba

Akp Büyüsün, İstikrar Sürsün!!

‎2000 yılı: 0 Şehit
2001 yılı: 0 Şehit

2002 yılı: 13 Şehit
2003 yılı: 21 Şehit
2004 yılı: 73 Şehit

2005 yılı: 92 Şehit
2006 yılı: 121 Şehit
2007 yılı: 118 Şehit
2008 yılı: 150 Şehit
2009 yılı: 135 Şehit
2010 yılı: 141 Şehit

Son üç haftada toplam 40 Şehit vermişiz.

2000-2001 yılları Bülent Ecevit'in dönemi.
2002den itibaren ise R.Tayyip Erdoğan'ın dönemini yaşıyoruz.
Tablo ortada.. Ne diyebiliriz ki.. Hedef 2023..

22 Nisan 2011 Cuma

Son'un Başlangıcı..!!

Hepimizin bildiği gibi 12 Haziran 2011 Genel seçimleri Akp'nin sonuna adım adım gidildiği bir seçimdir. Bu stresli süreçte ise akp'li yöneticiler ve sempatizanları her türlü çirkin oyunları seçim propagandalarına alet olarak kullanacaklardır, kullanıyorlar.
Ak Parti Antalya Elmalı İlçe Teşkilatının hazırlamış olup şehirdeki bütün billboardlara asmış olduğu Türkiyenin en güçlü liderlerinden Merhum Genel Başkanımız Bülent Ecevit'in fotoğrafının bulunduğu hakaret içeren afiş bunlardan birisidir. Ekte size göstermiş olduğum İlçe binasına asılan ve üzerinde '10 yılda Türkiye'nin itibarını yükselttik' yazılı afişte Ecevit'in 28 Eylül 1999'da dönemin ABD Başkanı Bill Clinton'la buluşmasında çekilen fotoğrafı ve Başbakan Erdoğan'ın ABD Başkanı Barack Obama ile yanyana çekilmiş fotoğrafı birlikte kullanılmıştır ve bu afiş açık bir şekilde Akp'nin siyasi propagandasının bir ürünüdür. Bununla ilgili olarak gerekli davalar açılmış ve onursal başkanımız Bülent Ecevit'in hiçbir yönü akpnin kirli oyunlarına alet edilmeyecektir.
Bu afişte gizlenen gerçek ise şudur ki bugün afişlerde küçümsedikleri Ecevit, ABD'nin ambargo tehdidine rağmen Türkiye'de haşhaş ekim yasağını kaldırmış, yine tüm tehditlere rağmen Kıbrıs barış harekatını yapıp Türkler'i Rum katliamından kurtarmıştır. Akp'nin bu talihsiz hareketleri gösteriyor ki Akp şuan bir bataklığa düşmüş son çırpınışlarını yapmaktadır. Fakat bilmiyorlar ki bataklıkta çırpınmak sonun hızlanmasından başka bir sonuç doğurmayacaktır.

8 Nisan 2011 Cuma

"Y"ANDAŞ "G"EÇİRME "S"INAVI



27 Mart 2011'de 1.700.000 öğrenci geleceklerini belirleyecekleri sınava tabi tutuldular: YGS.
Daha önceki yazılarımda da belirtmiş olduğum kopya skandallarından sonra devlet güvenliği oldukça artırmış, evinizin anahtarıyla dahi sınava girmenize izin vermez hale gelmişti. Bütün bunlara rağmen türbanla sınava girme hakkınız tabikide çok önemliydi ve canları pahasına koruyorlardı bunu. Evet ben evimin anahtarıyla giremedim o sınava ama ne şekilde girenler oldu. Sınavı geçirecek olan anahtar evimin anahtarı mıydı acaba diye düşündüm uzun süre. Halbuki olay o değilmiş. Anaktar "koltuğun" altındaymış. Koltukta kim mi oturuyor? ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir.
Sınavdan sonra bir velinin şikayeti üzerine başlayan skandalda bir kaç testten sonra şifre kullanıldığı sonucuna varıldı. Özellikle matematik testinde seçenekleri küçükten büyüğe doğru sıraladığınız taktirde doğru şıkka ulaşabiliyordunuz.
Örneğin, seçenekler 4-2-7-18-11 olsun. Siz bunları küçükten büyüğe doğru sıralayınca 2-4-7-11-18 oluyor. Bu durumda "7" rakamı her iki sıralamada da "c" şıkkında yer alıyor. Tebrikler doğru cevaba ulaştınız. Bir sonraki soruya geçebilirsiniz.
Bir çok akademisyen sınavda bir şifrenin kullanıldığı kanısında. Bu şifreler de sınavdan önce başarıya ulaşılmasının devlet meselesi olarak görüldüğü kurum ve kuruluşlara verilmiş. Tabi biz diyoruz ki kitapçıklar kişiye özel fotoğrafımız var her şey güvenli. Esas olay da burda kopuyor zaten.
Peki bütün bu söylenenlere rağmen ÖSYM Başkanı ne diyor? Tabiki de öyle bir şey yok diyor. Matbaacıyı konuşturuyor. Cumhurbaşkanı ben tatmin oldum diyor. Akp Bakanları Cumhurbaşkanı tatmin olduysa biz daha da çok olduk diyor. Başbakan susuyor. Bir şekilde örtpas edilip sayfa kapanıyor. Ama bu halk bunları unutmuyor. Hesap defterine kalın puntolarla yazıyor.

3 Şubat 2011 Perşembe

Değişim Yaklaşıyor!

Bir şeyler uğruna ölmek, hiçbir şey uğruna yaşamaktan yeğdir.
Tunus yanıyor! Mısır yanıyor! Yemen yanıyor!

_____________________________________________
Gelişmeleri anında öğrenmek için:
http://twitter.com/#!/marksistorg

Ssk'da sürekli vizeleme sorunsalı

18 yaşını geçtiyseniz ve çalışmıyor, öğrenciyseniz sürekli yapmanız gereken işlem oluyor bu vizeleme. Bilişim devrinde yaşamamıza rağmen bir türlü halledemediler şu problemi. Bir vizenin ne kadar sürdüğü de belirli değil. Bazen her dönem getir diyorlar bazen senede bir bazen de 6 ayda bir.
Hastalandım, okulumuz hastahanesi olan mavi hastahaneye gittim. Danışmaya öğrenci kartımı verdim muayene olamazsın ssk gözükmüyor dedi. Yenileteli 3 ay olduğunu söyledim tekrar yaptıracaksın dedi. Dedim bari bi muayene edin ilaç falan neyse verin ben iyileşince vizeletiyim size getireyim. Yok dedi eve gönderdi. o halimle gidemedim sskya. Öğrenci belgesi almak dahi iki gün sürerken üstüne sskya gitmek hasta halimle yapamayacğım bir işti. Evimde iyileşmeyi bekledim.
Halbuki okul bunu internet ortamıyla harcını yatıran her öğrenciyi sskya bildirerek kolayca yenileyebilrdi. Eğer bunu da yapamıyorsa o an hasta öğrencisini iyileştirip, ssksını yeniletmesi için süre tanıyabilirdi. Dolandırıcı değiliz sonuçta iyileştiğimizde gidip paşa paşa yeniletirdik vizeyi. Bunu da yapmadı kolayı seçti geri çevirdi. Sonra her şey mükemmel ben süperim ben birinciyim diye dolandı ortalıkta.